CUMHURİYETİN İLANI,ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞ

CUMHURİYETİN İLANI VE İLK YILLARI TBMM'NİN YENİLENMESİ 

Saltanatın kaldırılmasından sonra TBMM'de bulunan eski düzen yanlıları saltanatın kaldırılması kararına büyük tepki göstermiş­lerdi. Kurtuluş Savaşının kazanılmasın­dan sonra devle­tin rejiminin ne olacağı ve devlet baş­kanlığı gibi sorunlar yoğun biçimde tartışılmaya başlandı. Ayrıca Meclis Hükümeti Sistemi tıkanmıştı. Bu sorunlar TBMM'nin yıp­randığını ortaya çıkardı. Meclis sorunları çözmek için seçimlere kendisini yenileme kararını aldı ve 16 Nisan 1923'de son birleşiminde kendisini dağıttı .

 

HALK FIRKASININ KURULMASI

(9 Ağustos 1923)

 

Saltanatın kaldırılmasına tutucular şiddetle karşı çıkmışlardı. Mustafa Kemal Paşa bu durumu dikkate ala­rak planladığı devrimleri gerçekleştirilebilmek için II. TBMM'de güçlü bir gruba ihtiyaç olduğunu anladı. Mu­dafa–i Hukuk Grubu'nu esas alarak Halk Fırkasını kurdu. (9 Ağustos 1923).  

 

ANKARA'NIN BAŞKENT YAPILMASI

(13 Ekim 1923)

 

Kurtuluş Savaşı yıllarından itibaren Ankara fiilen baş­kent idi. Osmanlı Devletinin başkenti olan İstanbul I. Dünya savaşı yıllarında kolay bir şekilde işgale uğra­mıştı. Ayrıca toplumsal ve siyasal bakımdan TBMM'ne güç katacak bir özelliğe sahip değildi. Bu durumlar dik­kate alındığında Ankara daha güvenilir bir yapıda idi. İsmet İnönü'nün sunduğu bir kanun kabul edilerek, Ankara başkent yapıldı. (13 Ekim 1923)

 

 

CUMHURİYET'İN İLANI (29 EKİM 1923)

 

Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra Ba­kan­lar Kurulu Başkanı Rauf Bey istifa etmiş ve yerine Ali Fethi Bey getirilmişti. Mustafa Kemal Paşa ile siyasi ko­nularda ayrı düşünen muhalefet, Bakanlar Kurulunun ça­lışmalarını engellediler. Bunun üzerine Ali Fethi Bey ve Bakanlar istifa etmek zorunda kaldı. 1921 Anayasasına göre Bakanlar Meclis tarafından tek tek oylanarak ço­ğun­lukla seçilmesi gerekiyordu. Ancak ço­ğunluk sağla­nıp hükümet kurulamadı. Bu olaylar Meclis Hükü­meti Sisteminin tıkandığını ortaya koydu. Ayrıca re­jimin adı konusu da tartışılmakta idi. Yaşanan bu sorun­ların çö­zümü için  Cumhuriyet ilân edildi. (29 Ekim 1923). Böy­lece rejimin adı kondu, meclis hükümeti sistemi ye­rine kabine sistemine geçildi ve devlet başkanlığı sorunu çö­züldü. 

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI (3 MART 1924)

Nedenleri 

1.      Cumhuriyetin karşısında olan gericilerin halifenin çevresinde örgütlenmeleri

2.      İstanbul'daki bir kısım basının halifeye siyasi yetki­ler verilmesini savunması

3.      Halife Abdülmecid'in siyasi güç kazanmayı amaçlaması

4.İngiltere'nin güdümünde olan Hindistan'daki müslü­man liderlerin, hilafetin Cumhuriyetin ilânından sonraki durumuna hukuki açıklık kazandırılmasını isteme­leri. Bu konuda Başbakan İsmet İnönü'ye gönderilen mektubun bazı gazetelerde yayınlanması. Mustafa Ke­mal Paşa önderliğindeki Cumhuriyetçilerin meydana gelen bu gelişmeleri devletin iç işlerine müdahale say­ma­ları

5.      Halife Abdülmecid'in muhalefetteki bazı millet­ve­killer ve yabancı devlet temsilcileri ile siyasi görüşmeler yapması

3 Mart 1924 tarihinde TBMM'de hilafetin kaldırıldı. Ayrıca Osmanlı Hanedanı'nın yurt dışına çıkarılması ka­rarlaştırıldı.

Önemi: Cumhuriyetin en büyük siyasal rakibi tasfiye edilmiş oldu. Laik düzene geçişte çok büyük bir adım atıldı.

3 Mart 1924 günü aşağıdaki çalışmalar gerçekleş­ti­rildi.

1.      Erkân–ı Harbiye Vekaleti kaldırıldı. Yerine Ge­nelkurmay başkanlığı oluşturuldu. Amaç, ordunun si­ya­set yapmasını engellemektir.

2.      Şer'iye ve Evkâf Vekaleti kaldırıldı. Bunun ye­rine Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı ku­ruldu. Böylece dini kurum hükümetin denetimine alına­rak, dini inanışların siyasete karıştırılmaması amaçlandı.

3.      Tevhid–i Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Amaç eği­tim ve öğretimin ulusal birliğe ve laikliğe dayalı biçimde ya­pılmasıdır.

 

1924 ANAYASASI

 

20 Ocak 1921'de yapılan Teşkilat–ı Esasiye Kurtuluş Savaşı yıllarındaki olağanüstü sorunların çözümü için hazırlanmış, dar kapsamlı bir anayasa idi. Cumhuriyetin ilânından sonra yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu gö­rüldü. Yapılan çalışmalar sonucu 1924 Anayasası ya­pıldı. Anayasanın başlıca özellikleri şunlardır:

1.      Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

2.      Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

3.      Yasama yetkisini meclis kullanır. Yürütme yetkisi de, Cumhurbaşkanınca görevlendirilen başbakanın mil­letvekiller arasında atadığı hükümet aracılığıyla kullanı­lır. Ancak hükümet TBMM tarafından denetlenir. (Bu du­rum kuvvetler birliğinin ilkesinin benimsendiğini gösterir)

4.      Yargı yetkisi, millet adına bağımsız mahkeme­lerce kullanılır. (Yargının bağımsızlığı kuvvetler birliğine uygun biçimdedir. Çünkü kanunlar TBMM tarafından yapılmıştır)

5.      İlköğretimi yapmak zorunludur ve bu öğretim devlet okullarında parasız yapılır.

6.      Seçme ve seçilme hakkı yalnızca erkeklere ve­rilmiştir (Kadınlara 1930'da yerel seçimlerde, 1934 yı­lında milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verilmiştir)

Not: Kuvvetler ayrılığı 1961 anayasasında yer al­mış­tır.

 ÇOK PARTİLİ HAYAT DENEMELERİ 

TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI

(17 Kasım 1924) 

Kurtuluş Savaşının kazanılmasında başarılı çalışma­larda bulunan Rauf Bey, Refet Bele, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve bunlara yakın diğer bazı subaylar halifeliğin kaldırılması kararına karşı çıktılar. Bu kişiler ulusal kurtuluş savaşının zorunlu şartları gereği aynı za­manda milletvekili olmuşlardı.

Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy Mustafa Ke­mal'in politikalarına karşı çıkarak ordu komutanlıkla­rından çekildiler. Bu süreçte İngiltere ile Musul sorunu nede­niyle ilişkiler bozulmuştu. Musul üzerine askeri bir hare­kât yapılması söz konusu idi. Tam bu sırada iki ordu ko­mutanının görevlerinden çekilmeleri, silahlı kuvvetler üzerinde disiplin ve moral yönünden olumsuzluklara yol açabilirdi. Atatürk bu istifaların doğru olmadığını açıkladı. Ancak muhalefeti sürdürenler hem meclisi hem de or­duyu yanlarına çekerek, ulusal egemenliğe dayalı dev­rimleri engellemeyi amaçladılar. Bunun üze­rine Mustafa Kemal Atatürk muhalefet hareketini bastır­mak için, ken­dine bağlı olan komutanlara milletvekilliğin­den ayrılmala­rını istedi. Mustafa kemal'i destekleyen su­baylar bu isteği kabul ettiler. Kazım Karabekir ve Ali Fuat Paşalar yalnız kaldılar. Ordu komutanlıklarını devrede­rek milletvekili ol­dular. Böylece Atatürk orduyu siyaset­ten ayırmıştır.

Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebasoy'un başlattığı muhalefete Refet Bele, Rauf Orbay ve Adnan Adıvar da katıldı. Bu kişiler 17 Kasım 1924 yeni bir parti olan Te­rakkiperver Cumhuriyet Fırkasını (İlerici Cumhuriyet Par­tisi) kurdular. Bu parti cumhuriyet döneminin ilk mu­hale­fet partisi olmuştur.

 

ŞEYH SAİT İSYANI (13 Şubat 1925)

 

Terakkiperver Fırkasını kuranların Mustafa Kemal Atatürk'e karşı gelmelerinde etkili nedenlerden birisi de iktidara gelmekti. Bu kişiler saltanatın ve halifeliğin kal­dı­rılmasına tepkili olan kesimlerin oyunu alabilmek için "parti din inançlarına saygılıdır" sloganını kullanıyor­lardı. Gerçekte bu durum "Laik devlet" anlayışına aykırı bir po­litika idi.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yaşanan gerilimler ile bu partinin izlediği politikalar İngil­tere'nin işine yaramaktaydı. Çünkü bu süreçte İngiltere ile Musul sorunu görüşülmekteydi. İngiltere bu partinin içerisindeki bazı kişileri Cumhuriyete karşı kış­kırttı. Ayaklanmayı çıkartan İngiltere Doğu Anadolu'nun güne­yinde yeni bir devlet kurdurarak Musul ile Türkiye'nin arasını kapatmak amacındaydı. Bu olumsuz gelişmeler Şeyh Sait isyanının çıkmasına neden oldu (13 Şubat 1925).

Fethi Okyar başkanlığındaki hükümet isyanı bastır­makta başarılı olamadı. İsmet İnönü hükümeti kuruldu. Bu hükümet isyanı bastırmak için "Takrir–i Sükûn Ka­nunu"nu meclisten çıkarttı (14 Mart 1924). Aynı gün An­kara'da ve ayaklanma bölgesinde İstiklâl Mahkemeleri kuruldu. Ayrca bölgesel seferberlik düzenlendi. İsyanlar bastırıldı. İsyancılar Takrir–i Sükûn Kanunu doğrultu­sunda İstiklâl Mahkemelerinde yargılanarak cezalandı­rıldı.

Sonuçlar:

1.Cumhuriyet rejimine yönelik eleştiriler yasaklandı.

2.Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.

3.      Mustafa Kemal Atatürk düşündüğü devrimleri gerçekleştirme ortamı buldu.

4.      İstanbul'daki gerici muhalif basın disipline edildi.

5.      Türkiye Musul görüşmelerinde zayıf duruma düştü ve Musul üzerine yapmayı planladığı askeri hare­ketı yapa­madı. İngiltere amacına ulaştı.

6.      Çoğulcu parlementer düzene tüm kurallarıyla daha henüz geçilemeyeceği anlaşıldı.

Not: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Osmanlı dö­nemi partisi olan İttihat ve Terakki'ye bağlı olanlar ile Saltanat ve Hilafet yanlıları tarafından desteklenmiştir.

 

 

MUSTAFA KEMAL'E SUİKAST GİRİŞİMİ

(16 Haziran 1926)

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devleti kurmaya çalışmasına karşı olan saltanat ve hilafet yanlıları ile mandater politikaları savunanlar, Mustafa Kemal'e karşı Erzurum Kongresinden itibaren muhalefet başlatmışlardı. Bu muhalif güçler saltanatın kaldırılmasını izleyen günlerde Mustafa Kemal Paşa'yı milletvekili seçilme hakkından yoksun bırakmak için mil­letvekili olma koşullarına, "Kurtuluş Savaşıyla belirlenen sınırları içerisinde doğmuş olma ve beş yıl sürekli olarak bir yere yerleşme" şartını koydular. Mustafa Kemal'in doğduğu Selanik I. Balkan savaşında kaybe­dilmişti. Ay­rıca Kurtuluş Savaşı nedeniyle sürekli müca­dele etti­ğin­den dolayı beş yıl bir yerde devamlı kala­mamıştı. Mus­tafa Kemal kendisini tasfiyeye yönelik bu kanunun tekli­fini eleştirdi. Kamuoyu Mustafa Kemal'i destekledi. Bu tepkiler üzerine sorun çözümlenmişti.

Saltanatın ve hilafetin kaldırılışını bir türlü içine sindi­remeyen Osmanlı döneminin partisi olan İttihat ve Te­rakki Fırkasından olanlar Mustafa Kemal'i öldürmek için İzmir'de bir suikast yapmayı planladılar. Mustafa Kemal'e 16 Haziran 1926'da İzmir'e gelecekti. Mustafa Kemal'in gezi programı bir gün gecikince, suikastçileri Sakız ada­sına kaçırmakla görevli olan motorcu durumu yetkililere bildirmiştir. Suikast planının ortaya çıkarılma­sından sonra İstiklâl Mahkemesi kuruldu. Mahkemede İttihat ve Te­rakki'ye ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasına bağlı olan suçlular cezalandırıl­dı.

Not: Suikastçi ittihatçılar planı gerçekleştirmek için Terakkiperver Fırkasına bağlı bazı kişilerle birlikte hare­ket etmişlerdir.

 

 SERBEST CUMHURİYET FIRKASI

(12 Ağustos 1930)

1929 yılında ABD'de çıkan ve kısa sürede bütün dünyayı etkileyen ekonomik bunalım Türkiye'yi de sars­mıştı. İşsizlik ve enflasyon yeni kurulan devletin ülke kalkınmasına yönelik adımlar atılmasını yavaşlatıyordu.

Mustafa Kemal Atatürk yaptığı yurt gezilerinde eko­nomik yaşayışla ilgili bazı yakınmaları yerinde görerek, yeni ekonomik politikaların izlenmesinin zorunlu oldu­ğunu açıkladı. Bunun için Ali Fethi Okyar'dan Cumhuri­yete ve laikliğe bağlı ancak yeni ekonomik poli­tikalar su­nacak bir parti kurmasını istedi.

Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Par­tisinin izlediği "Devletçilik" politikasına karşı libera­lizmi (Serbest piyasa ekonomisini) savundu. Parti kısa zamanda örgütlendi. Ancak partiye laik Cumhuri­yete karşı olanlar girmeye başladı. Meydana gelen bu geliş­meler Ali Fethi Bey'in kontrolünden çıktı. Bu durum üze­rine Serbest Cumhuriyet Fırkası kendi kendisini fes­hetti. (18 Aralık 1930)

Not: Bu durum ülkede henüz çoğulcu sisteme geçişe uygun bir ortam olmadığını bir daha göstermiştir.

 MENEMEN OLAYI  (23 Aralık 1930)

Serbest Cumhuriyet Fırkasının kuruluşunu fırsat bi­len Cumhuriyet karşıtı çevreler yeniden hareketlenmiş­lerdi. Bu çevrelerden biri olan Menemen'deki Nakşibendi tari­katına bağlı kişiler "Şeriat isteriz" propagandasıyla halkı kışkırttılar. Derviş Mehmet isimli kişi kendisini des­tekle­yenlerle isyanı başlattı. İsyanı bastırmak isteyen asteğ­men Kubilay ve askerler öldürüldü. Ordu birlikleri isyanı bastırdı. Bölgede sıkı yönetim ilân edildi. Suçlular kurulan askeri mahkemede en şiddetli biçimde cezalan­dırıldı.

Not: Laik Cumhuriyeti yıkmaya yönelik siyasi bir ayaklanma olan "Menemen isyanı" Şeyh İsyanına ben­zerlik gösterir. Bu durum Laik devlet anlayışın ülkeye tam olarak yerleşmediğini gösterir.

 HUKUK ALANINDA İNKILÂPLAR 

Mustafa Kemal Atatürk I. TBMM'nin kurulmasıyla bir­likte, ulusal egemenlik ilkesine dayalı, akla, bilime ve teknolojik gelişmelere önem veren çağdaş ve modern bir devlet kurmayı hedeflemiştir. Yeni Türk Devletinin çağ­daş bir devlet olması için ilk koşul olarak "laiklik" anlayı­şının hayata geçirilmesini amaçlanmıştır. 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !